Bir çocuğa sahip olma arzusu sadece kadının veya erkeğin bir isteği olmayıp, ailelerin baskısının yanı sıra, ayrıca her iki cinsin doğasında bulunan biyolojik bir ihtiyaçtır. Kısırlık günümüzde sorun olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başlamıştır. Kısırlık çocuksuzluk, şiddeti çocuk arzusu olan bir çift için, şüphesiz ki tüm yaşantılının etkileyen, ondan mutsuz ve huzursuz yapan ve hatta sosyal yıkımlara neden olabilen önemli bir sorundur. Evli çiftlerin yaklaşık %15'i arzu etmelerine rağmen çocuk sahibi olamamaktadırlar. Bir yıllık bir süre içerisinde, düzenli cinsel ilişkiye rağmen, herhangi bir korunma yöntemi kullanılmadığı halde gebelik olmaması halinde kısırlıktan (infertilite) bahsedilebilmektedir. Gebe kalındığı halde canlı çocuk sahibi olamama halinde ise steriliteden bahsedilmektedir. Normal koşullarda bir kadının gebe kalma şansı evliliğin ilk bir yılı içerisinde düzenli ilişki ile %80 civannda olmaktadır. Bu oranlar ikinci yılda %50' lere, üçüncü yılda %12'lere, dördüncü yılda ise %6'Iara kadar düşebilmektedir. Kısırlık bir çok çeşitli sebepleri olabilir, önceki yıllarda çocuksuzluğun sebebinin hemen hemen her zaman kadında olduğu düşünüldüğü halde, günümüzde çocuksuzluk sebeplerinin neredeyse yansının erkeğe ait | olduğu bilinmektedir. Nadir de olsa bazı çevrelerde bu düşünme tarzının hakim olduğu maalesef halen zaman zaman görülmektedir. Bir ailede kısırlık problemi varsa hem kadında hem de erkekte gerekli tetkiklerin bir arada yapılması gerekmektedir. Kısırlık konusu ciddi bir mesele olmasından dolayısıyla çiftlerin birlikte doktora gitmeleri şarttır.